İnsanı daha doğru bir yola götürecek şey, otomatik pilotta olduğunu farketmesidir. Zannetmeler ile yaşadığını farkederse, yerine hemen yeni düşünce ya da davranışlar koyamasa bile zaman kaybetmekten kurtulur.

Bu tür sözleri herkes söylüyor. Şimdi bir tane de ben söyledim, ne oldu? Belgesel izler gibi okudunuz. Belgesel izler gibi okumak derken ne demek istiyorum?

Hepimiz tv de belgesel izleriz. Bunlar ortalama yarım saat sürer. Kaplanlar ceylanları yer, denizin diplerinde değişik canlılar vardır vs. Belgesel bitip yazılar geçtiğinde biz izlediklerimizi çoktan unuturuz. Hatta bunların dünyada çekilmiş şeyler olduğunu bile düşünmeyiz. Bizim için onlar tv kutusunun içinde ya da çok ama çok uzakta bambaşka yerlerdedir. Belgesel bittiğinde o gördüklerimiz artık devam etmiyor zannederiz.

Bunun gibi insana dair bir şeyler okuduğumuz zaman da, ister psikoloji olsun ister kanser ister din, insandan bahsedildiğini biraz anlarız ama o sırada bizim de bir insan olduğumuzu düşünmeyiz. Söylenenleri hayatımıza uyarlamayız, yansıtmayız, biz o değilizdir. Söylenen her şey hep başkalarını ilgilendiriyordur.

Söylenen şeyler çok önemli de olsa, onlar iki dakika hoşça vakit geçirilecek laflardır, diye düşünürüz. Sonra “normale” döneriz hemen. Tabi ki yaklaşık yarım saat içinde aynı konudan şikayet edeceğiz.

Bundan kurtulmak bazılarımız için mümkün. Bireysel bazda mümkün. Bunun toplumsal kurtuluşu yok. Nedeni çok uzun. Önemli olan birey olarak durmak ve düşünmek. Beynin kusmasını durdurmak. Kişinin doğal kabiliyetlerini açığa çıkarması.