Ofiste karşılaştığımız gıcık durumlar olur. Aslında ofiste karşılaştığımız durumların çoğu gıcıktır desek yeridir. İnsanın kariyer yaşamında ne kadar hızlı yol alabileceği bu gıcık durumlarda ne yaptığı ile çok ilgilidir. Hayatın genelinde de önemli kriterlerden biri budur. Belirleyici bir unsurdur.

Aklınıza istediğiniz herhangi bir örneği getirebilirsiniz. Yerine ulaşmayan bir nakliyat, yapılan yanlış bir ödeme ya da kesilen yanlış bir fatura. Bir müşteriye verilen sözün yerine getirilememesi ya da birinin zaten yerine getirilemeyecek bir söz vermiş olması.

Burada yapmanız gereken bir şey var. İşin ideali, en yakın telefon kulübesine girip süpermen kıyafetleriyle geri dönmektir. Bu elbette mümkün değil, ama zihinsel olarak olmanız gereken durum, almanız gereken hal bu.

Bir bahaneyle kaytarabilirsiniz, işi başkasının üzerine yıkabilirsiniz. Mazeretler üretebilirsiniz. Bugün o işten kurtulursunuz ama bu uzun vadede sizin yerinde saymanıza yol açar. Elinizi taşın altına koymalı sorunu çözen tarafta olmalısınız. Bir ofiste sorun çözen bir figür olarak yer almak size çok şey kazandıracaktır.

Bir an için bunun enayilik olduğunu düşünebilirsiniz. Yaptığınız işin görünmeyeceğini, hatta bir süre sonra fazladan göreviniz haline geleceğini de düşünebilirsiniz. Ancak bilmelisiniz ki o sorun ortada kalmayacak, biri bunu halledecek. Üstelik sorunlar ofislerde yılda bir kez olmuyor. Sürekli tekrar ediyor. Eğer kendinizi uzakta tutarsanız, bir süre sonra işinizden de uzakta kalacaksınız demektir.

Bu arada biz burda iş yaşamından bahsediyoruz ama bunların hepsi kişisel yaşamlarımız için de geçerli. Bunlar özel hayatımıza ya konuşulmayan konular olarak geçer ya da siz oralı bile olmadığınız için bir gün aniden karşınıza çıkan bir ayrılık noktası olarak da belirebilir.

Hayatın hangi alanında olursa olsun, olaylara ya müdahil olacaksınız (dahil olmak, içinde yer almak) ya da uzaktan bakacaksınız. Eğer uzaktan bakarsanız sizin için kader denen şey geçerli olur. Başınıza tesadüf imişcesine işler açılır. Ne zaman nereden ne geleceğini bilemezsiniz. Sürekli bilmediğim bir yerden gol yiyorum hissiyle yaşarsınız.

Olayların içerisinde yer alırsanız, müdahale etme şansınız doğar. Söz hakkınız olur. Olayların akışı ve nereye varabileceğine dair ipuçları edinirsiniz. Diğer türlü size her şey aniden bastıran yağmur gibi gelir.

Aniden bastıran yağmur demişken, bu örnek hayatın algılanışına çok uygundur. Hayatın algılanışına diyorum, kendisine değil. Hayatı nasıl algıladığımızı anlatmak için uygun bir örnek. Çoğu kez olaylar karşısında, olaylar aniden gelişmiş hissi yaşarız. Tıpkı yağmur aniden bastırdı dediğimiz gibi. Oysa gerçekte böyle olmamıştır. Önce bulutların gelmesiyle hava kararmıştır. Sonra şimşek çakmış ve gök gürlemiştir. En sonunda da yağmur başlamıştır. Ama biz hep o yağmurun başlangıcına bakıp yağmurun aniden bastırdığını söyleriz.

Hayattaki bir çok şey de böyle işte. Hayatın her alanında ya elinizi taşın altına sokacaksınız ya da neden böyle oluyor acaba diye merak etmeye devam edeceksiniz. Tercih sizin.