Eğitimdeki en büyük sorunlardan biri budur. Vergi yönetmelikleri ya da gümrük mevzuatı eğitimi verirken sorun değil. Ancak esas eğitim konuları olan, hayatın ta kendisi olan konularda problem. Bu problemi tarif edelim.

İnsanlar hayatı öğrenmek ister ve bunu birilerinin bildiğini zanneder. Hayat sanki bir kahve makinasıdır onların aklında. Üzerinde çok önemli tuşlar, düğmeler bulunur. Kendileri hayatta başarılı olamadıkları konularda, düğmelerin yerlerini bilmediklerini düşünürler. Birileri biliyor olmalıdır. O bileni bir bulsalar, o da bir anlatsa, hayatı öğrenecekler.

Maalesef böyle bir şey yoktur ve bir şey öğrenmek isteyen insanın bunu kabullenmesi çok önemlidir.

Pazarlık yapmayı öğrenmek isteyen bir insan düşünelim. Bu insan zihninde pazarlık yapmayı, kitabı yazılabilecek bir şey olarak düşünür. 1. şunu yap, 2. şunu yap 3.a) şöyle derse böyle de, b) böyle derse şöyle de… gibi. Oysa gerçekte pazarlık böyle öğrenilmez. Bu örnekler çoğaltılabilir.

Kadın erkek ilişkileri üzerine yazılan bir çok kişisel gelişim kitabı hayatı formüle etmeye çalışır. Sonuç hüsrandır. Hayat formüle edilmez. Hayatı anlamak, kavramak gerekiyor. Bu kavrayışa ulaşmak için atılacak ilk adım, bu beklentilerden vazgeçmek.

İnsanlar başarılı insanlara bakıp onların başarı formüllerinin peşine düşerler. Doğal olarak bunu bulamazlar çünkü böyle formüller aslında yoktur.

Peki o zaman bunun yerine ne var? Yoksa eğitim mümkün değil mi?

Eğitim elbette mümkün. Hayatın formüle edilemeyeceğini anlatabilmek önemli bir eğitimdir. Böylece evvela kafadaki pislikler temizlenir. Öğrenilmesi gereken esas şeyi öğrenecek yer açılır. Sonra da düşünmeyi öğretmeye geçilebilir. Düşünmeyi öğrenen insan belki de geri kalan her şeyi öğrenebilir. Şimdi bu kavramı hazmetmek için biraz nadasa bırakalım, başka konularla yolculuğumuza devam edelim.